313 SAYISI VE YASANAN OLAYLAR

Ahir zamanda gelecek ve Allah için her şeylerini feda ederek çaba sarf edecek topluluk hakkında Muhammed b. Hanefi (ra)'dan rivayet edildi ki:


“Sayıları Bedir Ashabı (313) kadardır. Evvelkiler onları geçmediği gibi, sonrakiler de onlara yetişemezler. Onların sayıları Talud ile nehri geçenler kadardır.” (Meriy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi'si; "Feraidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar")

Hadis'i şerifte belirtildiği gibi yeryüzünün en hayırlı kimseleri olarak tanıtılan bu seçkin kişiler ahir zamanda tüm dünyaya adaleti ve hak dini yayacak insanlığa zenginlik ve mutluluk gelmesine vesile olacaktır… Peki, neden bu 313 kişinin makamına kimse erişemiyor ve erişemeyecek? Neden insanlık tarihinin en seçkinleri bu kişiler ve onların önderleri cennetin 5 efendisinden birisi olarak tanıtılıyor? Cevap Kur'an-ı Kerim'de saklıdır.


"O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır." (Mülk Suresi; 2)

Daha güzel amel yapan kişiler bu 313 kişi midir? Önce buna bakalım? Ki sınavın galiplerinin onlar olup olmayacağını bilelim; En büyük hayır ve iyilik nedir? Bunun cevabını bulursak bu kişilerinde durumunu öğrenmiş oluruz. Bir körün gözlerini açmak, bir fakiri ölene kadar beslemek ya da bir kişinin hayatını kurtarmak mıdır? Bu hayırlar, iyilikler çok güzel olsa da hepsi fani ve geçici süre boyunca insanları faydalandıran eylemlerdir. Baki kalan iyilik ise bir insanın imanına vesile olmaktır.  Kişi iman vesilesi ile sonsuza dek körlükten kurtulur, muhteşem bir hayat yaşar, Rabbi ile ebediyen birlikte olur ve korumasına girer. Sonsuz ve yakıcı cehennem azabından azad olur. Hiç şüphesiz hiçbir iyilikle bir kimsenin imana gelmesi kıyas olunamaz. Allah Resulü bu durumu ifade etmek için "Bir kişinin imanına vesile olmak, tüm dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır"buyurmuştur. Yani; dünya içindeki tüm iyiliklerden dahi daha hayırlıdır. Peki, öyleyse en çok insanın imanına vesile olan kişi ya da kişiler o zaman insanların da en hayırlısı olacak ve belki de milyonlarca milyarlarca insanın sonsuz azaptan kurtularak sonsuz cennet saadetine erişmesine sebep kılınacaktır. Peki, bu güne kadar bu hiç gerçek olmadı mı? Bilinen en büyük tebliğciler ve sahabe zamanın da dahi; insanlar hem dünya nüfusunun azlığı, hem ulaşımdaki zorluk, hem de iletişim ve dil araçlarındaki yetersizlik, cahillik gibi pek çok nedenden ancak birkaç yüz ya da birkaç bin kişinin imanlarına ölmeden evvel vesile olabildiler.  Hz. İsa'nın vefatında yaklaşık 10 bin inananı olduğu, Hz. Musa zamanında 50 bin, Hz Muhammed (s.a.v) zamanında 1 milyon inanan olduğu tahmin ediliyor. Kendilerinin vefatlarından sonra ümmetleri diyar diyar gezerek başkalarının imanlarına vesile oldular. Peki, bu 313 kişi asrın getirdiği imkân ve fırsatı kullanan ilk zeki ve arif Müslümanlar olarak öne çıkarlar herkesten evvel İslam’ı yayma görevini kolaylıkla üstlenir bu uğurda fedakârlıktan çekinmezlerse ne olur?  Evet, İslam’la ilgili bir filmi batıda ya da doğuda bir kanalda gösterip 1 milyar insana izletip binde birinin dahi İslam'a geçmesini sağlamakla 1 milyon kişinin Müslüman olmasına vesile olunabilir. Kaldı ki, son derece etkili kanıtlarla, bilim adamlarının sunumu ile hazırlanmış ve en yüksek teknolojinin sanatsallığın kullanıldığı filmler en etkili kültürel etkileşim aracıdır ve belki de tüm seriyi izleyenlerin tamamına yakınını etkileyecektir.

Furkan Suresi;

(75.) “İşte onlar, sabretmelerine karşılık gurfeler ile mükâfatlandırılacaklar, orada hürmet ve selamla karşılanacaklardır.”
(76.) “Orada ebedî kalacaklar, orası ne güzel bir konak ve ne güzel bir makamdır.“

Diğer mealler;
Âdem Uğur; “İşte onlara, sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamı verilecek, orada hürmet ve selamla karşılanacaklardır.”
Ali Bulaç; “İşte onlar, sabretmelerine karşılık (cennetin en gözde yerinde) odalarla ödüllendirilirler ve orda esenlik dileği ve selamla karşılanırlar.”
Diyanet Vakfı; “İşte onlar, sabrettiklerinden ötürü cennetin en yüksek dereceleriyle mükâfatlandırılırlar. Orada esenlik ve dirlik dilekleriyle karşılanırlar.”
Elmalılı; “İşte hep bunlar, sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamı ile mükâfatlandırılacaklar; orada sağlık ve selam ile karşılanacaklar.”

75, 76. ayet tefsiri: 
“İşte bunlar yaptıkları sabırlarına karşılık gurfe (yüce makamlar) ile mükâfatlandırılacaklardır. Onlar cennet odalarında huzur içindedirler."

Yani en yüksek dereceye, cennet köşklerinin en yükseklerine çıkarılacaklar. GURFE: Aslında yüksek bina ve konakların terası, kulesi gibi en yüksek noktası demek olup burada gökyüzünün burçlarına uygun olarak bir yükseklik ifade etmektedir. Bu sebeple olmalıdır ki, yedinci gök diye de tefsir edilmiştir. İşte onlar öyle yükselecekler ve orada bir sağlık ve selam ile karşılanacaklar.Ayetlerde oradaki kişilerin vasıfları sayılırken şöyle bir tanımlama kullanılmıştır;

Furkan Suresi 71-76;
"Kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o, Allah’a, tövbesi kabul edilmiş olarak döner. Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir. Onlar, kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onlara kör ve sağır kesilmezler. Onlar, “Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle” diyenlerdir. İşte onlar, sabrettiklerinden ötürü cennetin en yüksek dereceleriyle mükâfatlandırılırlar. Orada esenlik ve dirlik dilekleriyle karşılanırlar."

Peygamber Efendimiz(s.a.v)’in bu ayetin tefsiri olarak şu hadisleri bulunmaktadır;
5091 - Sehl İbnu Sa'd radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Cennet ehli, gurfelerde kalanları seyrederler, tıpkı gökteki yıldızları seyretmeniz gibi." (Buhari, Rikak 51; Müslim, Cennet 10,/ 2830). 5092 - Ebu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Cennet ehli gurfelerde kalanları (ehl-i guraf) görürler. 

Tıpkı, ufukta doğudan batıya giden inci gibi parlak yıldızları gördüğünüz gibi. 

Aralarındaki fazilet farkı, (gurfe ehlini) böyle yukarıda gösterir." Bunun üzerine Ashâb: "Ey Allah'ın Resûlü! Bu söylediğiniz, peygamberlerin makamı olmalı, başkaları oraya ulaşamamalı!" dedi. 

Ancak Aleyhissalatu vesselâm: "Hayır! Ruhumu kudret elinde tutan Zât'a yemin olsun! Gurfelerde kalanlar (peygamberler değiller), Allah'a inanıp peygamberleri tasdik eden kimselerdir!" buyurdular." Buhari, Bed'u'l-Halk 8; Müslim, Cennet 11, (2831).( KÜTÜB-İ SİTTE /5092)

Ne ayette, ne de hadislerde sadece peygamberler onu elde edecekler buyrulmamıştır. 

Ve çok ilginçtir ki; ayetlerde yapılan tanımlamalarda şu özellikler dikkat çekmektedir;

  • Tevbe etmek,
  • Salih amel işlemek,
  • Faydasız iş yapmayan, vaktini boşa harcamayan fakat sevimsiz bir durumla karşılaşınca sağduyu ve hoşgörü ile yaklaşan,
  • Allah'ın ve kitabının delilleri (ayetleri) hatırlatılınca duymamış gibi davranmayan, ona uygun fedakârlık ve eylemleri derhal yerine getiren,
  • Allah'tan sakınan Müslüman kişilere önder, öncü, rehber olmak isteyen. ( Allah yolunda en önde giderek, rehber, öğretmen ve düzenleyici sıfatına haiz olmak )


Burada ayetlere, yani delillere karşı son derece duyarlı olmak ve Allah'tan sakınacak kişilere yol gösterici, önder, öncü olmak istemeleri ve bu yoldaki fedakârlıklara karşı son derece sabırlı olmaları özellikleridir. 

Yani "hocam söylesin, peder söylesin ben inanayım hazırca değil", Bizzat öğrenip öğreten, yaşayan ve yayan, Allah yolundaki işlerde salihlere önder olanlar" ibaresi dikkat çekicidir. 

Bunlar ahir zamanda gelip ilme öncü olacak ve milyonların imanına vesile olacak böylelikle onlara yol gösterici önderler olacak kişilerdir. 

Onlar Kuran'ın anlaşılması ve uygulanması için çaba gösterecekler ve bu eşsiz bilgiyi dünyaya yaymak için her şeylerini, Hz. Ebubekir'den de öte feda edeceklerdir. 

Çünkü Hz. Ebubekir sadece bir kez tüm servetini birden savaş zamanında feda etmişti. 

Onlar ise birikmesi olmaksızın kendilerine gelen ne varsa ölmeyecek kadarını bırakıp geri kalanını feda edeceklerdir. 

Sahih hadisten de anlaşıldığı üzere Cennet’te peygamber olmadığı halde herkesten daha yüksek makama yani gurfelere sahip olan kişilerde olacaktır.

Hadislere göre pek çok peygamberin ve şehidin dahi kendilerine makamlarının yüksekliğinden dolayı imrenecek bakacakları bu kişiler elbette hayır ve iyilik yönünden insanların en üstünleri olmalıdır. 

Bir insana yapılabilecek en büyük iyilik ona Allah'ı öğretmek ve cennete giden yolu tarif etmek, onu bu yolun doğruluğu konusunda haklı olarak ikna etmektir.

 Yani; ebedi mutluluğuna vesile olmak. Bu durumda tüm dünyaya, milyarlarca insana hak dinin yayılmasına vesile olacak 313 kişinin evvelden gelenlerin ve sonrasında geleceklerin yetişemeyeceği üstünlükte bir grup olduğunu keşfetmek zor olmasa gerek. 

Milyarlarca insan iman etmese dahi, kolay ve maliyeti pek de büyük olmayan tekniklerle tüm insanlığa bu ilanı ve hak çağrısını delilleri ile ulaştırmak dahi bu güne dek kimseye nasip olmamış bir hizmettir. 

Allah cümlemizi o övülmüş ve müjdelenmiş, en hayırlıların bir araya geldiği grubun içinde hâsıl eylesin ve ayırmasın. 

Onların sayısını artırsın. Bu davanın hizmetçisi yapsın ve bu yoldaki fedakârlıklarda en ileri seviyede olmayı nasip etsin.

Bolununsesifm

Yorumlar

Unknown dedi ki…
susma,susma'ki hiçliğin artık ortaya çıksın,yokluk değildin sen,yokluğundu belli bir vaktin sır gibi seni özleyişi,nazar etti Rahman ahir zamana,kadem bastı'da Celali cehenneme,dile geldi yeter dedi,
el Hadi...
Ha Mim Ya sin
Unknown dedi ki…
Boşver beni ben dünyalık benliğini terk eden bir ruhum özümdeki sır dolu hazineyi gördüğümde anladım hiçliği.